CAMİLERİN İŞLEVİNİ DOĞRU ALGILAMAK

Article

Geçenlerde namaz kılmak için girdiğim bir camide dikkatimi çeken bir yazıdan bahsetmek istiyorum bu hafta sizlere. Son cemaat mahallinde cami duvarına asılı namaz saatleri, çeşitli ayet ve hadislerin yazılı olduğu panolar, cep telefonunuzun sesini kısın uyarısı, Kur'an kursu öğrencileri için kurs programı ve saatleri gibi bilgiler yazılı olmasına rağmen kimse okumuyordu. Bu yazıları yazan cami yetkilisi bunların okunmadığının farkında olacak ki, en fazla dikkat çekmesini ve okunmasını istediği uyarıyı okunmadan geçilemeyecek bir yere, cami kapısının üstüne baş seviyesine asıvermiş. Bu uyarıda şu cümle yazıyordu “ Camiye girince dünya ile ilişkini kopar” yazıyordu.

Namaz esnasında tabi ki dünya ile ilişki kesilmeli ve huşu ile namaza durulmalıdır. Bu anlamda bu yazıyı anlamak mümkün ama bu yazıyı namaz dışında cami içerisinde kaldığımız diğer zamanlar için anlaşılması tabi ki sorunlu olacaktır.

Hatta camilerimiz ile ilgili birçok yanlış yasak, maalesef camilerimizi sosyal hayattan çıkarmıştır. Örneğin; camide dünya kelamı konuşulmaz, uzanılmaz, camide şakalaşmak caiz değildir gibi… Bu örnekleri daha da çoğaltabiliriz. Tüm bunlar camilerimizi sadece ibadete has bir yer kılınmak istenmesinin sonucudur.

Aslında camilerde ne yapılması olması gerektiğini hatırlamak için biraz tarih karıştırmak kâfi gelmektedir. Medine dönemine baktığımızda da, Mescid-i Nebevinin duvarına bitişik Resulullah’ın eşlerine ait birer hane yapılmıştır. Ayrıca yine mescide bitişik olarak evsiz barksızlar için barınak görevi de gören mektep olarak da kullanılan Suffa namlı bir mekân da ilave edilmiştir.

Öyle anlaşılıyor ki bu kompleks yapıdaki bütün mekanlar aynı avluya açılmakta idiler. Burası Müslümanlar için içtima mahalli idi. Cemaat istediği gibi mescitte oturabiliyordu. Hatta Buhari’de Müslümanların bu mescitte sırtüstü uzanarak sohbet ettikleri kayıt altına alınmıştır. Yabancıların mescidin köşelerinde uyudukları da görülmüştür. Bu mescitte neler yapıldığına baktığımızda, hayatın orda geçtiğini görüyoruz. Mescitte bağışlar kabul edilir, ticari müzakereler yapılır, savaş kararları alınır, gösteriler yapılırdı. Öyle ki bir gün peygamberden izin alan Sudanlı ve Habeşli gençlerin mızrak ve kalkanlarla bir gösteri yaptıklarını da kayıtlarımızdan öğreniyoruz.

Bu mescit sosyal siyasal ve ticari işlerin yürütüldüğü, nikâhların kıyıldığı, savaş taktiklerinin tartışıldığı, istirahat edilen bir merkez idi. Devlet idarecilerinin mescitlerden el çekmesi mescitlerin hakkıyla kullanılamaması ve amacının dışına çıkmasına sebep olmuştur maalesef.

Son günlerde Diyanet İşleri Başkanı Sn. Mehmet Görmezin “Camilerimiz yirmi dört saat açık olmalı” “…çocuklar ile camiler şenlendirilmeli” şeklindeki açıklamaları dikkate alınmalı ve bir an önce yürürlüğe girmelidir.

Bugün camilere olan yaklaşım Müslümanların camilerin işlevini yanlış anlamasına sebep oluyor. Bu yaklaşım, Müslümanların zihninde camilerin sadece namaz kılma ve Kur’an okuma ibadetlerinin yapıldığı bir mahal olarak görme saplantısını doğuruyor. Hâlbuki Müslümanların yaptıkları meşru bütün davranışların ibadet kategorisinde olduğunu unutmamalıyız. 

Mescitlerin umumi bir kompleks olarak Allah’a boyun eğmenin sadece namazla değil, marufu emreden münkirden nehyeden bütün iş ve davranışlarımızın tartışılıp şekillendirilmesi gereken bir mekan olması gerekmektedir. Açıkçası şahsen Sn. Mehmet Görmezin açıklamasını bu şekilde anlıyorum.

Selam ve dua ile..

Yazar Hakkında

Toplam

3

Makale

İbrahim Halil GÜNEŞ

Önceki YENİ BİR DİN ALGISI
Sonraki

Yazılan yorumlar hiçbir şekilde tarafımızın görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.