Kardeşliğe Hendek

Article

Türkiye ve komşularındaki son birkaç yıldır gündem çok yoğun. Siyasi analistler  ve uluslararası ilişkiler uzmanları ile Ortadoğu uzmanları, savaş muhabirleri vb. konularında mahir bir çok gazeteci, yazar ve akademisyenler…

 Herkes çok sesli düşünüyor, sosyal paylaşım siteleri bile gündem belirebiliyor. Sözüm ona her türlü teknik, ideolojik ve siyasi analiz yapılıyor, tavsiye ve çözüm önerilerinde bulunuluyor. Fakat her ne hikmetse yaşanan dram devam ediyor. Kâğıda aktarılan düşünceler, dökülen masum kana engel olamıyor. Yetkililerden yapılan teselli ve özür açıklamaları arşa yükselen feryatları dindirmiyor. Artık sözün değerini yetirdiği sürece girmiş bulunuyoruz. Ne yazık ki silahın ve nefretin coğrafyamızda sahne aldığını müşahede ediyoruz.

Geçenlerde yaşanan Diyarbakır merkez Sur ilçesinde gerçekleşen suikast ve terörist saldırı sonucu ikisi polis ve bir avukat yaşamını yitirdi. Türkiye kamuoyu; işlenen cinayeti iktidar ve muhalefet penceresinde siyasi olarak analiz etti. Fakat olayın dikkatlerden kaçan kısmı, olayın gerçekleştiği yerdi. Birlikte secdeye vardığımız mekânlarda, hani aynı safta yan yana durmamız gereken yerlerde. Hani YEK olanın önünde YEKVUCUD olup aynı YEKİ zikrettiğimiz kutsal mekânlar. Gel gör ki bedeni aynı safta olduğu halde, ruhları birbirinden uzak bireylere dönüştürdüler bizi. Kutsallarımızı arenaya yani savaş alanına karargâha çevirdiler. İslam’ın şeairlerinden olan yani nişaneleri olan mescitlerde ezanlar değil silah sesleri yükseliyor. Bizi bu çılgın ruh haline kimler getirdi ki; bu kutsal mekanlar dahi bizi birbirimize yakınlaştıramıyor. Artık acılarımız dahi ideolojik kılıfa bürünmüş durumdadır. Nefretin sinsi adımları mahalle ve sokaklarda devriye geziyor. 

 

4 ayaklı 1 başlı Minare avlusunda başsız ayaklar ve yerde serili canlar. Bir mescitte kalplerin birleşmesi gerekenlerin, birbirinin yüreğini parçalaması. Aynı sokakta, aynı mahallede oturan, aynı kıbleye yönelen,  aynı kitabı okuyanların farklı hayatlara/dünya görüşlerine bel bağlaması. Burada farklı hayatlardan farklı İslami anlayışları kastetmiyorum elbette. İslam’la taban tabana zıt anlayışların İslami kılıfa sokularak, yani genetiği değiştirilmiş  İslami anlayışın toplumdaki acı sonuçlarından bahsediyorum. Farklılıklarımızın rahmete değil felakete dönüştüğünü büyük bir teessürle müşahede ediyorum.

 

Bir tarafta katledilenlerin ailelerinin feryatları, diğer taraftan şu an itibariyle faili  belli meçhullerin(!) katlettiği baro başkanı eşinin ve yakınlarının gözyaşları. Aynı olay, aynı yer, birbirinden farklı törenler. Her törende sloganlar ve intikam yeminleri. Aynı toplumun parçası olduğumuz insanların dramatik sonları. Cenaze tabutunun önünde alkışları, intikam yeminleri arasında, komünist, sosyalist, Asuri ve Ermenilerin halklarını dayanışma çağrıları. İnsan kanını donduran, halkına yabancılaşan bu dilin terennüm ettiği savaş çağrıları. Acının tarifinin yapılamadığı gözyaşlarının sürekli güncellendiği zamanlar.  Kucağımızda büyüttüğümüz terör sokakları esir almış durumda. Şehirlerde hendek kazılarak yaşamı durma noktasına getirmiş ve insanlar kendi meskenlerinde rehinelere dönüşmüş. Halkın arasına hendek kazanların, halkın arasını ayıranların halklara özgürlük ve özgür yönetim yalanları. Bu hendeklerin hangi halkları özgürleştirdiklerine dair sorulmayan, sorgulanmayan düşünceler politikalar. Serhıldan/başkaldırı kararının sonucunda ağzını bıçak açmadığı GEL/HALK evinde, gözü yaşlı, yüzü hüzün kaplı rehinelere dönmüş durumda.  Tüm sıkıntılara rağmen bu toplum bu kadim topraklarda yüzyıllardır beraber yaşamışız. Geçici cinnet halinin aklıselime,  suhulet ve sağduyuya evirileceğine inanıyoruz. Terörün yeis ve karamsarlık senaryolarına İNATLA ve SABIRLA karşı durmaya devam edeceğiz. İçimizdeki umudun yeşermesine engel olanlara, kardeşliğimize HENDEK kazanlara karşı EDİ BESE diyorum.

Yazar Hakkında

Toplam

3

Makale

Erkam FİDANER

Önceki Hedefte Kur'an var, siperde Bediüzzaman(ra)
Sonraki Büyük İnsanlığın(!) Hendekle İmtihanı

Yazılan yorumlar hiçbir şekilde tarafımızın görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.