HALEPÇE: ELMA KOKUSUYLA GELEN ÖLÜMÜN ADI -2

Article

Neden hedef Halepçe'ydi

Kürtlerin dindar bir halk olmasına tahammül etmeyen Batılı güçlerin, özellikle İslami hareketin güçlü olduğu Halepçe'de kimyasal silahları kullandırtması elbette göz ardı edilmemelidir. Halepçe aynı zamanda oradaki İslami örgütlenmenin merkezi konumundaydı. O aşamada üçüncü güç konumunda olan İslami hareketin başında Ebu Halepçe lakaplı Şeyh Osman vardı. Kürdistan İslami Hareketi hatırı sayılır silahlı bir güce sahipti. Ve her geçen gün daha da büyüyordu. Bu hem Saddam'ın hem Batılıların dikkatini fazlasıyla çekiyordu.

Ulusal solun kullandığı İslami kavramlar sadece birer tuzaktır

Saddam rejimi, iktidarı boyunca Şiiler ve Kürtler başta olmak üzere farklı kesimlere ve güçlere yönelik yürüttüğü tüm saldırılara İslami bir kılıf bulmuştur. İran'a karşı yürüttüğü savaşa ‘Kadısiye' adını veren, Kürtlere karşı yürüttüğü katliam da ‘Enfal' adını veren Baas rejimi, gerçekleştirdiği tüm operasyon ve infazlar için özel fetvalar çıkarttırdı.

İslami kavramlar, emperyalizmin yerli işbirlikçileri tarafından çoğu zaman birer tuzak olarak kullanıldı. Saddam'ın yaptığı katliama Enfal ismini vermesi, Nusayri Hafız Esad'ın Cuma Namazı kılması, dinsiz Abdullah Cevdet'in çıkardığı dergiye Şuray-ı Ümmet adını vermesi ve günümüzde Marksist-Komünist düşünceli PKK'nin oluşumlarına ‘Demokratik İslam Kongresi' ismini vermesi ya da Cuma Namazı eylemleri!…

İslam dünyasında yaşanan tüm katliamlarda hep çeşitli aktörler öne çıktı. Halepçe'de de bize hep Saddam anlatıldı. Oysa Saddam, İslam toplumlarının başına musallat edilmiş bir kukladan başka bir şey değildi. Saddam ve onun gibileri, biyolojik olarak bizden görünseler de aslında onlar fikriyat olarak Batı'ya bağlıydılar. Saddam ve Hafız Esad, fikirsel olarak ideoloji olarak Fransa'ya dayanan Mişel Eflak'ın ulusalcı sosyalizm ideolojisinin mensubu idiler. Bosna'da katliam yapan Sırp lider Miloseviç, Bangladeş'te Müslümanlara kan kusturan Hasina, Boşnakları katleden Miloseviç'in yanında olduğunu ilan eden Kaddafi, 1950'li yıllarda yine Fransız sosyalizminin etkisi altında tüm muhalifleri katleden Laik-Kemalist zihniyet ve son dönemde Kürt halkına kan kusturan PKK de aynı akımdandır.

Birçok ülke katliama ortak oldu

İran İslam İnkılabının ardından, İran'a yakın görünen Kaddafi Libya'sı bir süre sonra Saddam'a destek verdi. özellikle Fransızların etkisinin olduğu Tunus, Cezayir, Fas da Saddam'a destek verdi. Körfez çevresindeki ülkelerden Suudi Arabistan ve diğer ülkeler, oluşturulan mezhebi algı sonucunda Saddam yönetimine çok açık destek sundular. Halepçe Katliamı'ndan yaklaşık bir ay sonra Türkiye'deki bazı gazetelerde "Katliama alet olduk" haberleri yer aldı. Halepçe'ye atılan gazların başta İsviçre, Belçika ve Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerinde üretildiği ve deniz yoluyla Türkiye`ye, Mersin Limanı`na indirildiği, sonrasında da Irak`a gönderildiği yazıldı.

Asıl fail emperyalistlerdir, Saddam ise sadece bir kukla

ABD'nin Başkanı Trump'un seçim çalışmaları döneminde Saddam ile ilgili söylediği sözler, Halepçe Katliamı'nın arkasında kimlerin olduğunu bir daha gösteriyordu. Trump,"Saddam iyi bir insan değildi! Kimin umurunda. Teröristleri öldürme konusunda çok iyiydi, o gitti, Irak terörizmin Harvard'ı oldu." diyerek Saddam'ı övüyordu.

O gün yaşananların canlı tanığı Gazeteci Ramazan öztürk ise şunları söylüyordu: "İran İslâm Devrimi Amerika ve Batı dünyası için bir tehditti. Hepsi Irak'ı destekliyordu. Kuveyt ve Suudi Arabistan gibi ülkeler de savaşın finansmanını yürütüyordu. Saddam'ın, İran-Irak Savaşı'nı başlattıktan hemen sonra da İran'a karşı her zaman cephelerde kimyasal silah kullandı. Ama o kimyasal silahların ham maddelerini de Batı dünyası verdi. Dolayısıyla Batı biliyordu orada ne olup bittiğini. Ama işine gelmiyordu, çünkü destekliyordu. Dünya Halepçe'de gerekli tepkiyi gösterseydi Saddam Kuveyt'e girmeyecekti. Sırplar Bosna'da ve Kosova'da yaptıkları katliamlara cesaret edemeyecekti."

Tarih sayfaları zalimlerin hazin sonuyla dolu

Tarihin hiçbir döneminde Zulümle abad olunmadı. Bir zamanlar Saddam'a her türlü desteği veren AB(D), daha sonra onu kullanım tarihi geçmiş malzeme muamelesine tabi tuttu. Kendisine efendileri tarafından verilen kimyasal silahlar, onun ülkesinin işgaline ve sonunun gelmesine bir neden oldu. ABD'nin Irak işgaliyle devrilen Saddam Hüseyin, Halepçe davasından hüküm giymeden, Duceyl kasabası davasından çıkan kararla 30 Aralık 2006 tarihinde asılarak idam edildi. 'Kimyasal Ali' lakaplı Mecit ise Halepçe ve diğer bölgelerde insanlığa karşı suç işlemek ve soykırım suçlarından idama mahkûm edilerek, 25 Ocak 2010 tarihinde infazı gerçekleştirildi.

Saddam Hüseyin ve diğer tüm zalimler, tarihin karanlık sayfalarında ibretlik yerlerini alırlarken, onların akıbetinden ders almayan niceleri de emperyalistlerin boyunduruğu altına girmeye devam ediyor.

Halepçe üzerinde ağıtlar yakıp öte taraftan bu katliamların baş müsebbibi olan Batılı emperyalistlerle kol kola gezenlerin durumu da içler acısıdır. Saddam ile bir zamanlar işini yürüten AB(D)'nin onu alaşağı ettiği gibi bir gün kendilerine de aynı şeyi yapacağını düşünemeyip onları dost sananlar, günübirlik kazanımlarla avunuyor. Son

Yazar Hakkında

Toplam

58

Makale

Osman GÜLEBAK

Köşe Yazarı

Önceki HALEPÇE: ELMA KOKUSUYLA GELEN ÖLÜMÜN ADI -1
Sonraki TÜRKİYE'DE SİYASİ PARTİZANLIK VE HÜDA PAR

Yazılan yorumlar hiçbir şekilde tarafımızın görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.