İSLAM'DA ULU'L EMR'E İTAAT

Article

Bismillahirrahmanirrahim

Ulu'l emr: Müslüman ahalinin lideri olan kimselere denir. Müslümanların  halifesine denildiği gibi Vali içinde diğer üstün rütbeli kimseler için de kullanılır. ulu'l emr konusu islam alemi arasında geçmişten günümüze kadar gelmiş bir sorun olma özelliğinin yanı sıra Müslümanların liderliğine soyunmuş kimseler olduğundan, ümmetin kaderinin belirtilmesinden ötürü hayli önemli ve üzerinde durulması gereken bir konudur.

Şu ana kadar bu konuda birçok şey söylenmiş, önemli tezler ortaya atılmış ve İslam tarihinden bu yana tartışmalı konular arasında yerini almıştır. Kimi alimler Hz. Hüseyin’in Kerbela'da yezide karşı destansı mücadelesini ulu'l emr'e isyan olarak değerlendirmiş ve böyle önemli bir zamanda yezidin lehine fetva verip ona destek olan kadılar ve fakihler çıkmıştır. Bazı alimler ise yezidi Müslümanların seçmediğini, zorla iktidara getirildiğini ve en önemlisi " Kur'an ve sünnete göre yaşamadığı" gerekçesiyle Hz. Hüseyin’e destek çıkıp onun haklılığını ortaya koymuşlardır.

Kur'an ve sünnette ulu'l emr: Nisa süresi 59'cu ayette yüce Allah: “Ey iman edenler! Allah'a, Resulüne ve sizden olan ulu'l emr'e itaat edin diye buyurmuştur”. Tefsir alimleri bu ayet ile ilgili açıklama yaparken Allah’ın kendisine itaat edilmesini istediği ulu'l emrin: "ayette geçen sizden sözünden maksat sizin gibi namaz kılan oruç tutan iyiliği emreden ve Allah’ın kanunlarına göre hükmedenler olduğunu" söylemişlerdir.

Sünnete gelince peygamberimiz (s.a.s.)'in zamanında yaşanmış bir olay ve efendimizin verdiği cevap konuya açıklık getirmesi yönünden manidardır.

Peygamber efendimiz (s.a.s.) bir grup sahabeyi "Cidde" denilen yerde düşman hakkında bilgi toplama amacıyla gönderir. Seferden dönerlerken sahabelerin komutanı (emiri) Abdullah bin Huzafe ateş yakıp askerlerine “Yaktığım ateşe atlayın. Ben sizin emiriniz değil miyim? Emrimi yerine getirin” der

Sahabeler: Biz ateşten kurtulmak için İslam’a girdik. Sen ise bizi ateşe davet ediyorsun! Diyerek kendisine karşı çıkarlar ve Medine’ye döndüklerinde durumu Resulullah (s.a.s.)'e haber verirler ve Allah’ın Resulü onlara şu tarihi cevabı verir.

" Yaradan’a isyan konusunda yaratılana itaat yoktur".

Geçmiş ve günümüze gelince tarihçi yazar Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma Hoca’nın bu konudaki analizi konuya netlik kazandırır.

" Her şey devlet içindir zihniyeti Müslümanların kafalarına o denli yerleştirildi ki " Her şey din için " inancı kayboldu ve Müslümanlar saltanat ve diktatorya rejimleri uğruna ulu'l emr zihniyetinin kulları oldular”.

Ulu'l emr nasıl olursa olsun la yüs'el (soru sorulamaz) hale getirilip kutsallaştırıldı. Bugün dünyanın çeşitli yerlerinde Müslümanları ezenler yezit zihniyetinin mirasçısı oldular. Kendileri için dokunulmazlık kanunları çıkararak saltanatlarını sürdürdüler, sürdürüyorlar...

Hazindir ki; Sarıklı cübbeli Hocalar’ da böylelerine itaatin farz olduğunu anlatıp duruyorlar cami kürsülerinde.

Sonuç olarak: Hem bu ülke 'de hem de bütün Dünya’da din devletin emrinde olup, devlet dine göre olmadığı müddetçe ne huzurlu bir gün yaşayacağız nede çok özlediğimiz adalete kavuşabileceğiz.

Fakat ne yazık ki; Âlimlerimiz de Bürokratlarımız da "Her şey din için" inancına sahip olmayıp "Her şey devlet içindir" zihniyetine bağlı kaldığı için hep sömürülmeye/zulüm görmeye mahkûm oluyoruz.

Mazlumlara fayda verecek olanlar adalet ve hürriyet dini olan İslam’ı "her şeyin üstünde tutanlar" olacaklardır...                                            

Yazar Hakkında

Toplam

11

Makale

Abduselam Polad

Önceki SÜNNETİN VE AKLIN DİNDEKİ YERİ
Sonraki

Yazılan yorumlar hiçbir şekilde tarafımızın görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.